24.04.2019

Silly Putty  (bir tür oyun hamuru) ile ilgili hikaye hep hoşuma gitmiştir.  1943 yılında sentetik kauçuk yaratma girişiminin başarısız bir sonucu olan bu ürün için 1949 yılına kadar hiç kimse bir kullanım alanı bulamamıştı. Taa ki bir pazarlama danışmanı ile bir oyuncak mağazası sahibi, bu malzemeden bir miktar satın alana kadar. Ürün daha sonra yetişkinlere pazarlandı ve 1957 yılında Howdy Doody programında bu pembe ve tuhaf macun için gösterilen bir reklam,” Silly Putty” i bir gecede başarıya ulaştırdı. 


Silly Putty’nin üretilmesi ile başarıya kavuşma anı arasında 14 yıl geçmişti ve bu süre içerisinde tekrar tekrar keşfedilmiş ve pazarlanmıştı. Silly Putty’nin hikayesini işte bu yüzden severim – zira bir ürünün başarısı için azim ve yeni denemelerin ne kadar önemli olduğunu gösterir.  İşinizdeki herhangi bir şey istediğiniz gibi olmuyorsa, istediğiniz sonuca ulaşana kadar değiştirin. Silly Putty’nin hikayesi 60 yıl aşkın bir zaman öncesinde yaşanmış olsa da, günümüzün modern şirketleri kendilerini yeniden keşfetmenin ne kadar yararlı olabileceğini hala kanıtlıyor. 


1. Netflix

Internet üzerinden video yayını başlamadan önce, Netflix’in başarısı kolaylık temeline dayalıydı.  WEB sitesine gir, bir film sipariş et ve beğendiğin film ertesi gün kapına gelsin. Ama şirketin büyümesi, müşteri alışkanlıklarında meydana gelen ciddi değişimle birlikte gerçekleşti. Birçok kişi internetten izlenebilen video yayınlarına yönelince, DVD satışları dibe vurmuştu. Netflix de bu akıma ayak uydurmaya karar verdi ve 2007 yılında hizmetlerine on-line video yayınlarını da ekledi. Ama sipariş kataloğunun büyük bir kısmını kaybetmeyi göze almadan, DVD kiralamalarından da vaz geçemiyordu. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, Netflix 2011 yılında çok yanlış bir karar vererek, hem internet yayınını izlemek hem de postayla DVD almak isteyen abonelerine uyguladığı fiyatlara zam yaptı. Bu kararla şirket hisseleri dibe vurduysa da, Netflix yılmadı ve kendisini yeniden keşfederek bu kez kendi stüdyosunu kurdu. Şirket kendi video içeriklerini üretmeye başladı ve “House of Cards ve “Orange is the New Black” gibi diziler, abone sayılarında müthiş bir artış sağladığı gibi, şirketin durumunu da tekrar yoluna soktu.  


2. Old Spice

Old Spice, 1930’dan beri piyasadaydı. O yüzden, Procter & Gamble markayı doksanlı yılların başında satın aldığında, çözülmesi gereken birçok sorun da beraberinde gelmişti. Old Spice, daha çok ileri yaştaki erkekler arasında popülerdi. Ve hayatta kalmayı sürdürüp büyüyebilmesi için yeniden yaratılması gerekiyordu.  Ama P&G, Old Spice konusunda çok ilginç bir şey yaptı – ve ürünün bir spor markası olarak sürdürdüğü yetmiş yıllık geçmişini silip atmak yerine, bu geçmişi yeni bir pazar yaratmak için kullanarak “Deneyim Önemlidir” sloganıyla yola çıktı. Kullandıkları maskotlar ve reklamlar, ( Axe gibi) cinsiyeti bariz bir şekilde öne çıkarmak yerine,  etkileyiciydi.  Zira P&G Old Spice ile birlikte güçlü ve yıllanmış bir markayı devralmıştı.  Ve Old Spice yaşlılar pazarından uzaklaşarak daha genç tüketicilere yönelmesiyle birlikte, erkek deodorantları pazarının %38’ini ele geçirmeyi başardı.



3. LEGO

LEGO’nun durağanlığa karşı verdiği ilk savaş, 90’lı yılların başlarında, şirketin büyüme sınırlarına ulaşmasıyla başladı. Zira oyuncak mağazalarının satış alanları ve orada alış veriş eden çocukların sayısı sınırlıydı. Buna rağmen LEGO hatalı bir karar verdi ve ürün yelpazesini üçe katlayarak büyümeyi denedi. Bu kez maliyetler fırladı, ama satışlar durağan kalmayı sürdürdü. 2004 yılına gelindiğinde, şirket iflasla karşı karşıya kalmıştı. Bunun üzerine LEGO temel ürünü için hayati önemi olmayan her şeyi sattı ve işe tekrar ilk tuğladan başladı.  Farklı oyuncak türleri üretmek yerine, kendi ürün grubuna yeniden odaklandı ve ürettikleri her şey, LEGO tuğlası çevresinde oluşacak şekilde tasarlandı. Ayrıca yetişkinleri de hedef almaya başladılar – ne de olsa o kesim LEGO markasıyla büyümüştü ve karmaşık modelleri satın alma gücüne de sahipti. Maliyetleri düşüren ve marka hedefini yeniden belirleyen bu girişimler sayesinde LEGO hala olağanüstü bir büyüme sergiliyor. 


 


4. Domino’s Pizza

2009 yılında Domino’s ciddi bir sorun yaşıyordu. Satışlar dibe vurmuştu ve tüketici anketleri Dominos’u pizza restoranları sıralamasında sonuncu olarak gösteriyordu. Şirket, pazar hakimiyetini yeniden ele geçirmek için temel ürününde kullanılan özel tarifi tamamen değiştirme yoluna gitti ve bunu harika bir şekilde yaptı. Domino’s bir öz-eleştiri kampanyası başlatarak, ürünlerinin iyi olmadığını kabul etti ve değişmeyi vaat etti. Kampanyanın dürüstlüğü pek çok kişide hayret uyandırdı ve yeni tarifle üretilen ürün piyasaya çıktığında, müşteriler tadını denemek sıraya girdi. Bu değişimden hemen sonra Domino’s çeyrek dönem karında %14.3’lük bir artış kaydetti ve zaman içerisinde şirket hisseleri  %400 oranında değer kazandı. 

Peki bu vakaların bize iş ve marka yenileme konusunda ne öğretebilir? Birincisi, eğer iyi bir ürününüz varsa, onu sırf iyi satmıyor diye terk etmemelisiniz. Ürün veya hizmetinizle ilgili yeni denemeler yapmaya hazır olun, piyasadaki değişimleri izleyin ve hepsinden önemlisi, gerektiği anda koşullara uyum sağlayın. Bir markayı hayatta tutmak, uyum sağlamaya bağlıdır. İşinizin yeni yılda taze bir başlangıç yapması gerekiyorsa, bu dört başarılı şirketten örnek alın ve gerekiyorsa kendi şirketinizi de yeniden yaratın. 



Diğer Makaleler
Payla?
�nerileriniz